İba Haber
Önceliğimiz doğruluk

BAĞDADİ… ÇIKIŞINDAN SONUNA KADAR KARA SİCİL

29 Haziran 2014 senesinde İbrahim el-Bedri Musul’da Cami el-Kebir’de irad ettiği hutbe ile hilafet ilanında “Ebu Bekir el-Bağdadi” olarak kendisinin “Müminlerin Emiri” olarak ilan etti ve yolun sonunda İdlib kırsalında indirme operasyonu ile Amerikan birlikleri eliyle öldürüldü. Halkın zulüm ve zorbalıkla geçen karanlık dönemleri silmek için kanları, evlatları ve malları ile ödediği devrim senelerinden sonra, Irak ve Şam’da Ehl-i Sünnet’e yönelik işlediği ihanet ve cürüm tarihinden ve bölgelerinin Bağdadi çeteleri kontrolüne geçmesiyle, İran, uluslararası koalisyon ve müttefikleri için kolay bir lokma haline getirdi.

Bağdadi Haricilerinin önceliği Özgür bölgeleri özgürleştirmek ve kendi bölgelerinde mücahidlerle savaşmak:

Bağdadi Haricileri öncelikleri arasına rejimle savaşı ve bölgeleri özgürleştirmeyi koymadı, bilakis örgüt sözde hilafetlerinin ilanından sonra özgür bölgelerdeki mücahidlerle savaşı ve mücrim rejimle savaş cephelerinden uzak durmayı yeğledi. Hedef, bölgenin, kanları ve silahlarıyla özgürleştiren evlatlarından boşaltılması ya da bey’ata zorlanmaları olmuştur. Şöyle ki, doğu bölgeleri mücahidlerin Haricilere karşı girdiği 5 ay süren kanlı çatışmalardan sonra Haricilerin eline geçmiştir. Bunun üzerine mücahidler kuzey ve güney Suriye bölgelerine çekilmek zorunda kalmışlardır. Sonrasında da örgütün bulunduğu bölgelerdeki halk üzerine cürüm dizileri başlamıştır.

Bağdadi cemaati Musul, Tikrit ve Selahaddin gibi büyük illeri ele geçirdi, Irak-Suriye anayolunu açtı ve bunların yanında petrol ve ziraat zengini kuzeydoğu Suriye’de bulunan Deyrzur, Rakka ve Haseki illerini ele geçirdi. Böylece ekonomik anlamda bir bağımsızlık elde ederek tüm bu imkanlarını kalan özgür bölgelerde bulunan mücahidlere ve Özgür Suriye Ordusu gruplarına karşı savaşa yönlendirdi.

Hakim oldukları bölgelerde halkın Haricilerle etkileşimi:

Suriye doğu bölgelerinde Bağdadi Haricileri ile girilen uzun çatışmalardan sonra bölgedeki gruplar geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece örgüt sonrasında iki milyon insanı tehcire zorlayacağı Suriye ve Irak’ın üçte ikisini ele geçirmiş oldu. Bölge halkının açıklamalarına göre, Bağdadi örgütü kendi bölgesinde kalan binlerce kişi hakkında toplu katliamlar ve geniş çaplı idam uygulamalarında bulunmuştur. Bunların çoğu, daha önce mücrim rejime karşı savaşmış kimselerdir. ‘Suçlu’ ve ‘mürted’ olma gerekçeleri ile yürüttükleri katliamlarında asma, aleni idam, hapishanelerinde kaybetme ve işkence altında öldürme gibi yollara başvurmuşlardır. Der’a, Yermuk Kampı, Ğuta ve kuzey Suriye bölgeleri de bu çetenin ihanetlerinden güvende olmamıştır. Deyrzur kırsalında Şuaytat aşiretine yönelik yürütülen katliam, Haricilerin Ehl-i Sünnet’e yönelik cürümlerine bir kanıttır. Öyle ki, 2014 senesinde örgüt unsurları “riddet” iddiası ile aşiret evlatlarından 700’ünü katletmiş, yüzlercesini kaybetmiş ve geriye kalanlar da tehcir edilmiştir.

Örgütün gençleri fitneye düşürme yöntemlerinden biri, propaganda:

Örgüt 2014 senesinde gücünün zirvesine ulaştı. Gözlemciler, örgütün zorbalığından korkunun ve zahiri güçlerinden etkilenmenin birçoklarını bey’ata sevk ettiğini düşünmekte. Kendisini Suriye ve Irak’taki en güçlü cihad örgütü olarak göstermiş, sosyal medya araçları ile yeni unsurları ikna etmek ve saflarına kazandırmak için umumi mekanlarda gerçekleştirdiği şiddet eylemlerini propagandalarında kullanmıştır. Yine bu argümanları daha sonra Irak ve Suriye’de ard arda aldığı hezimetleri kapatmak için ve bu bölgelerde savaşçılarının askeri gerilemelerinin eksikliğini onarmak için kullanmıştır.

Bağdadi çeteleri birçok genci aldatıp Ehl-i Sünnet’e karşı yürütülen ezme ve ayrıştırma politikalarından yararlanarak kendilerine katılmaya teşvik etmiş ve nihayetinde liderleri Ebu Bekir el-Bağdadi örgütü büyük göstermek için “hilafet” ilanında bulunmuştur. Birçoklarına göre bu ilan Irak ve Şam devrimlerinin yıkımı olmuştur. Yine cihad ve şeriata susamış binlerce gencin müslüman halka musibetler getiren gereksiz savaşlarda öldürülmesine neden olmuştur. Bunlar, örgüt unsurlarının sapkın fetvalarla suçsuz halktan ve mücahidlerden büyük sayılarda öldürdüklerinin haricindedir.

Mücrim rejime meşruiyet kazandırılması Devle cemaatinin en bariz uygulaması olmuştur:

Bağdadi cemaati Suriye ve Irak’taki işbirlikçi rejimlere meşruiyetin geri verilmesinde bölgedeki direnişe karşı ana aktör rolünü oynadı. Mücahid grupları aldattı, kanlarını ve mallarını mubah gördü, “küfür” ve “riddet” gerekçeleri ile seçkinlerini ve komutanlarını katletti. Bunların yanında özgürleştirilen bölgeleri ele geçirdikten sonra halkı silahsızlandırarak mücrim rejimin yanında saf tuttu. Tüm bunlar gerçekleşirken örgütün rejimle olan hatları tam bir sessizlik içerisindeydi.

Rejim kendisine uluslararası meşruiyet kazandıracak siyasi ya da halk muhalefetinin varlık sayfasını kapatacak şekilde bu durumdan oldukça istifade etti. Bugün mücrim rejim dünya karşısında kendisini “teröre karşı savaş yürüten” olarak sunmaktadır. Oysaki rejim milisleri devrimin sekiz senesi içerisinde terörle savaşanların çizdiği tüm kırmızı çizgileri aşarak milyonlarca Suriyeliyi katletmiştir.

Bağdadi cemaatinin bölgelerin boyunduruğu için hükümetler tarafından kullanılması:

Sahaların mücahidlerden ve halkının bir çoğundan boşaltılmasından, örgütün mücahid grupları bitirmesinden ve Batı ve uluslararası toplum nezdinde terör sayılan bir güç olarak bölgelerin tek hakimi olarak kalmasından sonra, bu ve benzeri gerekçeler altında görevi tamamlamak ve Suriye’nin doğusunda bulunan zengin petrol bölgelerini ele geçirmek için onlarca Arap ve yabancı devlet örgüte karşı savaşmak ve SDG/PYD gibi sahada müttefik güçlerin teşkilinde uluslararası ittifaklar kurdular. Gözlemcilere göre, Bağdadi cemaati özgür bölgelerde kullanılan mızrak başıdır. İstenilen bölge ele geçirildikten sonra diğer bir bölgeye geçilir. Irak’taki durum Suriye’den daha iyi değildir. Irak ve İran milisleri “terörle mücadele” adı altında sünni yerleşimlere karşı en şiddetli baskıları uyguladılar. İnsan hakları kaynakları, milislerin evleri ve mescidleri yıktıklarını, ABD tarafından yürütülen hava bombardımanı ve siyasi destek eşliğinde binlercesini tehcire zorlayıp katlettiklerini rapor etmekte.

Bağdadi’nin ölümü hakkında farklı haberler gelirken, geçtiğimiz pazar günü Trump Bağdadi’nin Türkiye sınırına yakın “Barişa” beldesinde yürütülen indirme operasyonunda öldürüldüğünü tekit etti. Böylece Sünni cihad ve halkına karşı planlanmış cürüm elebaşlarından birisinin sonu gelmiş oldu. Örgüt, Fırat’ın batısında Sünnilerden ele geçirdiği bölgeleri işgalci Rusya ve İran milisleri tarafından desteklenen Nusayri ordusuna ve yine Fırat’ın doğusunu uluslararası koalisyon desteğinde PYD’ye teslim edilmesiyle son buldu.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.