İba Haber
Önceliğimiz doğruluk

KAOS VE DÜZENSİZLİKTEN, HÜKUMETE

Ebu Abdullah Eş-Şami

Allah’ın bizi devrim ve cihad ile nimetlendirmesiyle, rejimin kontrolü altındaki bölgeler devrim lehine sınırlı bir coğrafyaya sıkıştı. Sonra, burada detayına giremeyeceğimiz değişimler meydana geldi. Biz burada devrim sürecinde vakıanın onayladığı bir hususa dikkat çekeceğiz.

Fesadı, baskıcılığı ve şeriatı merci olarak almaması nedeniyle, devirmek ve değiştirmek için rejime karşı ayaklandığımız, bizatihi idare sistemine karşı ayaklanmadığımız doğrudur. Ancak bölgelerin fethedilmesi sonrasında devrimin durumu, gruplaşmalar ve yönetim görüşlerindeki farklılıklar nedeniyle idarenin birden fazla ele geçmesi ile sonuçlandı. Bu durum, kaos ve idarenin tıkanmasını, yani fiili düzensizlik ortamını doğurdu. Sonra, sürecin yıllarca uzaması neticesinde bu hastalık halini kabullenme durumu gerçekleşti. Bu vaziyet her ne kadar birçok kesimi rahatsız etse de, buna mukabil bazıları için bu, neticesinde kazançlar elde edilecek fırsatlar olarak görüldü.

Bir takım kesimler, rejimin bazı bölgelerden silinmesine eşlik eden düzensizlik durumunun, ilk dönemlerde meydanlarda devrim adına seslendirilen özgürlüğün bir parçasını temsil ettiğini zannetti. Bazıları kaosun özgürlük olduğunu zannederek devametmesini istedi. (Yine detaylara girmeden)Sonra koşullar gereği yönetim düzeni ve hükümet durumu meydana geldi. Burada bu düzenin idaresinde bulunanlar, milyonlardan oluşan toplumun idaresine uygun olan yönetim temellerinin tesis edilmesi anlamına gelen hükümetin en bariz gerekliliklerini uygulamaya başladılar. Tüm bunlar, kaynakların neredeyse bulunmadığı, savaşın devam ettiği ve tecrübenin yeni olduğu bir vasatta gerçekleşti. Özellikle geçen dönemlerde rejimin en basit düzeyiyle de olsa siyasi uygulama girişimlerini bastırdığı da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bahsedilen yönetim kargaşasının istenilen özgürlüğün bir parçası ve bazılarına göre bir takım hükümet uygulamalarının devrimin bahşettiği özgürlüğe ters olduğunun kabul edilmesi türünden açıklamaların vasatında; özgür bölgelerde fiili olarak sistem ve hükümet adımları atılmaya başlanmış olsa da halen yolun başındadır. Tüm bunlara binaen bir takım hususların tekit edilmesi gerekir:

– Kaos ve düzensizliğin sağlıklı bir durum ya da istenilen özgürlük olduğu varsayımı hatadır.

– Bürokrasi ve kayırmalar olmaksızın düzen ve güzel yönetim zorunludur.

– Düzenin kurulması bazen külli ve genel maslahatların gerçekleşmesi uğruna şahsi ve cüz’i maslahatlarla karşı karşıya gelebilir. Bu durumda, İslam ehlinin fıkhında açıklandığı üzere, özel maslahatlar heder edilmeden ve güç nispetinde riayet edilerek genel maslahat özel maslahatın önüne geçirilir.

– Özel olarak toplum düzeyinde ve genel olarak diğer alanlarda zorunlu olan bu olgu, zorbalık, zulüm, galebe, haddi aşma ve zorlama anlamına gelmemelidir. Bir sistem ve müesseselerinin kurulmasının zorunluluğu ile birlikte, bu sistemde adaletin gerçekleştirilmesinin bir arada bulundurulması bir vaciptir/gerekliliktir. Bu, Esed rejimine karşı ayaklandığımız İslam yönetiminin ayrıştığı en temel husustur.

Her kim özgür bölgelerin kargaşa şeklinde, genelin değil bazı kesimlerin maslahatlarını gerçekleştirecek şekilde idare edilmesini istiyorsa, hatalıdır. Her kim zorbalık, şiddet ve zulümle yönetilmesini istiyorsa hatalıdır. Kim de kendisinin işitme ve itaat etme üzerine bey’at edilen büyük imam olduğunu zannediyorsa, hatalıdır.

Kim de İslam’ın ana merci oluşundan hareket ederek, adalet ve şura üzere ve özgür bölgelerdeki kaynak azlığı, imkanların zayıflığı, savaş durumu, kuruluş ve tecrübenin yeni oluşu durumuna uygun; hayal ürünü idealler üzerine ya da ümitsizlik doğuracak derecede vakıaya gömülmeden; tecrübe sürecinde gelişim ve hataları onarmayı sürdüren bir azim üzere kurulan bir sistem istiyorsa, Allah’ın izni ile, yolunun doğru oluşundan öte bu, başarıya layık olandır.

Muvaffakiyet Allah’tandır.

Ebu Abdullah Eş-Şami

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.