İba Haber
Önceliğimiz doğruluk

HALA VAKİT GELMEDİ Mİ?

HALA VAKİT GELMEDİ Mİ?

Zeyd el-Hatib

Bir yerde on bin, başka bir yerde elli bin, diğer bir yerde bir on bin daha… Bunlar Suriye sahasında savaşan grupların üyeleriyle ilgili halkın çokça duyduğu rakamlar. Yine caddeler ve sahalar yüzlerce grubun bayrak ve sancaklarıyla dolup taşmakta. Neredeyse tüm ilçe ve köylerde birden fazla grup, hatta tugay var. Burada karşımıza çıkan soru şu: Nerede bunlar? Halkın oturumlarında tekrarladıkları ve kınayarak sordukları soru: Nerede binler?

Rejim ordusunun belirli bir mihvere veya bölgeye her ilerleyişinde insanlar düşmanın ilerleyişi karşısında duran samimi azınlığın kimler olduğunu daha iyi biliyor.

Bu arada başka bir kesim ise sosyal medya hesaplarındaki savaş alanlarına yönelip kuruntu kahramanlıklar yayınlıyor ve mücahidleri karalamaya çalışıyor. Bugün hep birlikte durup bu kargaşanın arasında şunu söylememiz gerekmez mi: Bazı yapıların iki ay içerisinde 700 şehid ve 2000 üzerinde yaralı vererek rejim ordusunun tren yolunun doğusuna ilerleyişini engellemeye çalışmasına ve buna karşın bazı grupların muvafakat edip uzaktan olacakları beklediği, hatta -Zenki’nin yaptığı gibi- bazı grupların mücahidleri sırtlarından hançerlemeye kadar ileri gitmesine rağmen, Astana kararlarının reddedilmesinden sonra; devrimimizden bölgeciliği ve mezhepçiliği kaldırma zamanı gelmedi mi? İki üç köyde oturup, diğer bölgelerdeki müslümanları bırakıp sadece mücahidlere karşı savaşmak için bölgesinden hareket eden ve sadece kendi ilçesi ve köyü için savaşanları uyarma vakti gelmedi mi? Eriha aktivislerinden birisi şöyle diyor: “Ne zaman Eriha kasabası Serakıb’la kucaklaşacak, ne zaman Han Şeyhun Maarratu’n-Numan’la kucaklaşacak? Hepsinin tek söz, tek mahkeme ve tek savaş içerisinde olmasını istiyoruz. Bu kadar tefrika ve parçalanma yeter. Devrimciler olarak hep birlikte, toprakları ve namusları gasp eden mücrim düşmana karşı el ele verme zamanı geldi. Bugünden sonra aramızdaki küçük gruplara yer yok.”

Kasaba ve köyler birbirlerini özledi, birbirlerini desteklemeyi istiyor. Cihadımızı geciktiren kokuşmuş gelenek ve ilkelerden usandık. Geçen 5 sene süresince hiç kimse Suruşu’ş-Şam’ın rejim ordusunun ilerlemesini durdurduğunu ya da her hangi bir savaşa iştirak ettiklerini duydu mu? Sanki onların putları sadece mücahidlerle savaşta harekete geçiyor. Kubtan ve Ancara’yı merkez edinip asla oradan ayrılmayan, sayılarına ve hacimlerine uygun olmayacak şekilde çok az ribat noktası alan eski Zenki Hareketi de Sukuru’ş-Şam’dan farklı değildir. Her zaman olduğu gibi, kimse Zenki’nin Hama ya da Lazkiye kırsalı bölgelerindeki mücahidleri desteklemek için konvoy çıkardığını duydu mu?

Her gün kiralık aktivistlerden finans kaynakları malum olan kanal ve sitelere değin fitne kalemleri İdlib’i kara göstermeye çalışmakta. Onlara şunu söylüyoruz: İşte Fırak Kalkanı bölgeleri en güzel örnek. Orada mahkemeler işlevsel midir? Haklar sahiplerine iade edilmiş midir? Bunun tam aksine, o bölgelerden gelen resim ve videolar, Fırat Kalkanı üyeleri arasına girmiş olan uyuşturucu satıcılığından, komutanların genelev açmasına, adam kaçırma, hırsızlık ve adam öldürmeye kadar büyük fesatların yayıldığı göstermekte. O bölgelere gidenler zulüm ve karanlığın onların arasında nasıl yerleşmiş olduğunu çok iyi bilir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.