İba Haber
Önceliğimiz doğruluk

HEY’ET TAHRİRUŞ-ŞAM: “BEDELİ NE OLURSA OLSUN DÜŞMANIMIZA KARŞI MÜCADELENİN SÜRDÜRÜLMESİ DIŞINDA, DEVRİMİMİZİN ZAFERİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.”

Son gelişmelerle ilgili Hey’et Tahriru’ş-Şam bir beyan yayınladı. Yayınlanan beyanın tam metni:

MOSKOVA İTTİFAKI… YENİ BİR SERAP

Hamd alemlerin rabbi olan Allah’adır. Salatların ve selamların en üstün olanı nebimiz Muhammed’e, ailesine ve tüm ashabı üzerine olsun.

Şam ehli demir ve ateşin baskıları karşısında özgürlüklerini ve şereflerini aramaktan ümitlerini yitirmedi. Bu sabırlı kalpler, kurtuluşun yakın olduğu, zaferin Allah’tan bir nimet olduğu, onu dilediğine ve dilediği zamanda lütfedeceği hususunda rabbleri hakkında hüsnü zanlarını yitirmediler. Batıl ne kadar yükselip palazlansa da, hak sabittir ve onu yok edecektir.

Bunlar, mubarek Suriye devriminde on yıldır devam eden bir yol ve özgür kuzeyde bulunan devrimin başkenti ve medeniyet merkezini savunmak için üç yüz gündür devam eden şiddetli çatışmalardır. Kahraman mücahid evlatları, sivil ve siyasi yönetimi ile desteklenen bu devrimin şiarı kanla yazıldı: “Ölmek var alçalmak yok. Mubarek devrimin hedeflerinden dönmeyeceğiz, taviz vermeyeceğiz.”

Kuşkusuz cihad ve direniş, yurtları gasp edilen, özgürlükleri tutsak olan ve evlatları demirparmaklıklar ardında hapsolunan halkların meşru yoludur. Bu durumdaki halklar, canlarını ve topraklarını, kuvvet, silah, sabır ve ısrarla savunmalıdır. Haklar böyle geri alınır. Zalimlerin geceleri ne kadar uzasa ve işgalci ne kadar masum halklar üzerine çökse de, yurtların akıbeti, asıl ehline geri dönmesidir.

Projelerin kaynağı ve siyasetinin şekillenme alanı, sahadır. Mücahidler de olayların ekseni ve yapanlarıdır. Fedakarlık ve kurbanlık verilmeden onurlu bir yaşam sürülemez. Güç ve kuvvet olmadan izzet elde edilemez.

Devrimimizin akıbetiyle ilgili tüm ittifaklar ve beyanlar bu açıdan değerlendirilir, insanların ve haklarının savunulması, önceliklerin ve siyasetin birinci önceliğine alınır. Geçen seneler boyunca ‘insanların sakin ve onurlu bir yaşam sürecekleri’ kuruntularına kapılmaları ile ilgili başarısız acı tecrübeler yaşandı. Bu kuruntular üzerine aradan fazla bir süre geçmeden Şam’da bulunan mücrim çete, Rusya ve İran’ın desteği ile, sudan gerekçeler altında yeni hamlelere geçmiştir. Halkımız ve özgür bölgelerimiz bunun bedelini, yurtları ve kanları ile ödemişlerdir.

Moskova’da ateşkes konusunda imzalanan son ittifak, önceki ittifaklardan farklı değildir. Aradan geçen birkaç günden sonra yeniden devrime ihanet edilecektir. Bunun nedeni, işgalci Rusya’nın siyasi ve askeri çabalarını, mücrim rejimin bölgeleri yeniden işgal edebilmesi, halkını tehcire zorlaması, alt yapılarını ve eğitim kurumlarını yıkması içindir. İttifakta işgalci Rusya’ya yeniden saldırı için kullanabileceği kapalılık ve genel ifadeler bulunmaktadır. Yine uygulaması mümkün olmayan maddeler vardır. Hatta şehidlerin kanlarını ve aralıksız devam eden on yılın fedakarlıklarını hafife alma ve hor görme sayılacak maddeler bulunmaktadır. Örneğin işgalci Rusya’nın savaşsız bir şekilde barış yolu ile özgür bölgelere yerleşmesi maddesi gibi.

Bizler, Suriye Devrimi yanında durması, devrimi desteklemesi ve son savaşta sivilleri savunmak ve himaye etmek için katılımda bulunmasından ötürü Türkiye Hükümetine teşekkür ediyoruz. Ancak yardım ve desteğin tamamlanması, “yanık yer” siyaseti ile zorunlu olarak göç ettirilen o halkın beldelerine ve kasabalarına geri döndürülmeleri ile olur. Esed milisleri ölülerin kabirlerine tahammül edemezken, dirilerin yeniden onların yönetimleri altında güvende olmaları nasıl mümkün olabilir?

Bedeli ne olursa olsun düşmanımıza karşı mücadelenin sürdürülmesi dışında devrimimizin zaferi mümkün değildir. Bu, yüce bir devrimdir ve onu, bizden sonra gelenlere kanla aktaracak ve onurlu bir tarih olarak yazacağız. Suriye’de güvenlik ve selamet, ancak bu mücrim çetenin devrilmesiyle mümkün olabilir.

Son olarak, direnişçi mücahid evlatlarımıza ve özgür bölgelerde bulunan ehlimize; bedel ödeyen, sabreden, veren ve yurtlarından tehcir edilenlere vefa olarak; Suriye, özgürlüğüne, şerefine ve onuruna dönene dek, sözlerini yenilemelerini ve devrimin hedeflerini gerçekleştirmek için öne atılmalarını vasiyet ediyoruz.

Bilin ki, işgalcilere karşı kuvvet ve silah dilinin dışında fayda verecek başka bir dil yoktur. El-Aziz ve El-Cebbar olan Allah’tan yardım dileyin.

Hamd alemlerin rabbi olan Allah’adır.

12 Receb 1441 h. / 7 Mart 2020

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.